<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Makale.biz Makale Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.makale.biz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.makale.biz</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Dec 2009 10:20:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>AK Parti yoksa &#8217;sosyal demokrat&#8217; mı (!)..</title>
		<link>http://www.makale.biz/ak-parti-yoksa-sosyal-demokrat-mi.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/ak-parti-yoksa-sosyal-demokrat-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 10:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ali SAYDAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Celal Bayar&#8217;ın, daha kolay kontrol edeceğini düşünerek, Fuat Köprülü&#8217;nün yerine Adnan Menderes&#8217;i getirmesinin cumhuriyet tarihimizin en büyük talihsizliklerinden olduğunu düşünürüm hep. Eğer Köprülüzade Fuat Bey başvekil olsaydı sanırım millet ile devlet gerçekten kaynaşabilir ve çok güçlü bir Türkiye olabilirdik.
Ancak, &#8216;düşük çaplı ve vizyonlu&#8217; Menderes bunun tam tersini yaptı, ayrılığı daha da körükledi. Sonraki süreci benden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Celal Bayar&#8217;ın, daha kolay kontrol edeceğini düşünerek, Fuat Köprülü&#8217;nün yerine Adnan Menderes&#8217;i getirmesinin cumhuriyet tarihimizin en büyük talihsizliklerinden olduğunu düşünürüm hep. Eğer Köprülüzade Fuat Bey başvekil olsaydı sanırım millet ile devlet gerçekten kaynaşabilir ve çok güçlü bir Türkiye olabilirdik.<br />
Ancak, &#8216;düşük çaplı ve vizyonlu&#8217; Menderes bunun tam tersini yaptı, ayrılığı daha da körükledi. Sonraki süreci benden çok daha iyi biliyorsunuzdur zaten (Özel Not: Askeri darbe darbedir, iyisi kötüsü olmaz).<br />
Bu hikayeden söz etmemin sebebi bugünkü yazınızda anlattıklarınızdı. 2002&#8242;den beridir Menderes gibi çapı ve vizyonu son derece dar birisi tarafından yönetiliyoruz. Elhak, kendileri cidden kısmetli bir insandır ki bölgesel ve küresel dengeler açısından yerine &#8216;henüz&#8217; bir alternatif bulunamadığı için İsrail&#8217;e posta koyması vb. hareketlerine pek ses çıkarılmamaktadır. Yukarıda bahsettiğim kişisel özelliklerinden dolayı son günlerdeki fevri çıkışlarını ben son derece normal karşılıyorum, bununla birlikte insanların bunlara şaşırmalarını, tepki göstermelerini anlamıyorum&#8230;&#8217;<br />
Bu satırlar bana ait değil. Gerçek kimliğini, cep telefonunu ve adresini vererek bana yazan okurlarımdan Fatih Levent Köksal Bey&#8217;e ait&#8230; Sadece böyle yazılan e-postaları dikkate alıyorum zaten. Kendisinin görüşlerine tamamen katıldığımı söyleyemem. Ama önemli değil. Görüşü ilginç ve ciddiye alınmaya değer&#8230;<br />
Köksal, benim 5 Aralık günü yazdığım &#8216;Tayyip Bey&#8217;in tek rakibi Tayyip Bey&#8217; başlıklı yazı üzerine kaleme almış o satırları&#8230; Hani Hitler&#8217;i &#8216;uyandıramadıkları&#8217; için Almanya&#8217;nın sonunu hazırlayan Normandiya çıkarmasının başarıya ulaşabilmiş olduğundan söz etmiştik ve lafı, birilerinin Erdoğan&#8217;ı &#8216;uyandırması&#8217; gerektiğine getirmiştik. Özellikle de Başbakan, kendisi için yazılan son derece başarılı ve etkili konuşma metinlerinin dışına çıkıp &#8216;gaza geldiği&#8217;, ya da &#8217;sinirlendiği&#8217; zaman yaptığı üzere, çeşitli meslek grupları mensuplarına &#8216;çaktığı&#8217; gibi son kez de her gün yazan köşe yazarlarını haşlamasının &#8217;soysal paydaşlık&#8217; açısından bir tür intihar olduğunu ima etmiştik&#8230;<br />
Bir başbakanın içinden geldiği gibi değil seçilmiş bir anlayışla davranmasının şart olduğunu vurguladık durduk&#8230; Obama&#8217;nın elini sıcacık bir sevgi ve şefkat duygusuyla iki elinin arasına alarak çektirilen o fotoğraf, bir gün insanın karşısına, Afganistan eski başbakanlarından Hizb-i İslami Lideri Gülbeddin Hikmetyar&#8217;ın dizinin dibine &#8216;çökmüş&#8217; haliyle verdiği görüntü gibi getirilmez inşallah&#8230; <br />
Ben bu tür &#8216;uyarı atışları&#8217; yapınca, bazı &#8216;şaşkın, şuursuz&#8217; sosyal demokratlar hemen &#8216;AK Parti yalakası&#8217; diye başlayan imzasız ya da <a href="mailto:kazımslx@zurna.com">kazımslx@zurna.com</a> türü imzalı mesajlar alıyorum&#8230; Olsun anlayan anlıyor, ne dediğimizi&#8230;<br />
Ben AK Parti&#8217;nin şu sıralar sanki bir &#8217;sosyal demokrat parti&#8217;ymiş gibi davrandığını düşünenlerdenim. Yüzlerce örneğin dışında Sağlık Bakanı&#8217;nın yaptıklarına, İDO&#8217;nun İstanbul&#8217;a getirdiği medeni yolculuk kültürüne (bkz. Denize indirilen son üç Haliç gemisi), Avrupa Birliği ve yakın komşularla ilişkilerde Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın izlediği sürece, Ulaştırma Bakanlığı&#8217;nın vizyonuna bakmanız yeterli&#8230; Seçmenin AK Parti&#8217;den beklentileri de, insanların daha çok &#8217;sosyal demokrat bir partiden&#8217; taleplerine uygun bir şekilde &#8216;tecelli&#8217; ediyor işin garibi&#8230; Diğer partilerin ise birer &#8216;muhafazakar sağ parti&#8217; hüviyetindeki görüşlerine tanık oluyorum&#8230;</p>
<p><strong>TRT Genel Müdürü&#8217;nden devrim</strong><br />
1990&#8242;lı yıllarda Güneş gazetesine TV yazıları yazıyordum&#8230; O zaman özel TV&#8217;ler yeni yeni ortaya çıkıyordu. Biz de devlet TV&#8217;sinin reyting rekabetine girmesinin, onlarla &#8216;şey&#8217; yarışına çıkmasının ne kadar yanlış olduğunu yazıp duruyorduk&#8230; Atatürk&#8217;ün de altını çizdiği gibi &#8216;devletin temelini oluşturan milli kültürün&#8217; yaşatılması ve korunması görevini ihmal etmemesi gereken TRT&#8217;nin reklam alma baskısından kurtulması gerekiyordu&#8230;<br />
Anlaşılan bu sosyal demokrat yaklaşım da AK Parti iktidarına nasip olacak&#8230; TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT&#8217;nin İngiliz devlet kanalı BBC gibi reklam almadan, tamamen devlet yardımıyla yayıncılık yapacağını açıklamış.<br />
Helal olsun&#8230; İşte budur&#8230; Sevgili Halit Refiğ dostumun ruhu şad olsun. Nihayet istediği gerçekleşiyor&#8230; TRT&#8217;yi gazino kültüründen kurtarmak şimdi mümkün olacaktır. Kemal Tahir&#8217;in Devlet Ana&#8217;sı çekilebilir artık&#8230; Cumhuriyete Kanat Gerenler dizisi tekrar yayına girebilir&#8230; Türk milli kültürünün ne olduğu tartışılabilir&#8230; Örnekleri yeşerebilir&#8230; Cemil Meriç&#8217;le ilgili bir dizi film gündeme gelebilir&#8230; 2. Abdülhamid Dönemi dizisi çekilebilir. Ve biz yakın ve uzak tarihimizi, güdük ABD tarihinden ve Avrupa tarihinden daha sık görebiliriz TV&#8217;mizde&#8230;<br />
Şu işi halledebilirseniz İbrahim Bey, belki şimdi hemen değil, ancak belli bir zaman sonra bu ülke heykelinizi diker&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/ak-parti-yoksa-sosyal-demokrat-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Aç aç günleri</title>
		<link>http://www.makale.biz/ac-ac-gunleri.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/ac-ac-gunleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 10:17:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burhan AYERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Şimdilerde kalmadı ama, bizim yedek subaylık döneminde &#8216;Aç aç gün ve geceleri&#8217; vardı. Erat, dansözün kıvırmasına bakmaz, üstünden çıkarttıklarıyla ilgilenirdi. Hep bir ağızdan &#8216;Aç, aç&#8217; diye bağırırlardı. &#8216;AK Parti&#8217;nin Açılımı&#8217;nı buna benzetiyoruz ama durum eğlenceli değil. Ortaya konan tablo, kan ve gözyaşı üstüne. Dikkatlerini çekeriz bu partinin il ve ilçe merkezlerini de yerlebir etmeye başladılar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdilerde kalmadı ama, bizim yedek subaylık döneminde &#8216;Aç aç gün ve geceleri&#8217; vardı. Erat, dansözün kıvırmasına bakmaz, üstünden çıkarttıklarıyla ilgilenirdi. Hep bir ağızdan &#8216;Aç, aç&#8217; diye bağırırlardı. &#8216;AK Parti&#8217;nin Açılımı&#8217;nı buna benzetiyoruz ama durum eğlenceli değil. Ortaya konan tablo, kan ve gözyaşı üstüne. Dikkatlerini çekeriz bu partinin il ve ilçe merkezlerini de yerlebir etmeye başladılar. Doğrusu bu ortamda Deniz Baykal&#8217;a &#8216;Sivas&#8217;tan öteye gidemezsin&#8217; diyen Başbakan&#8217;ın durumu tartışmalı hale geldi. Bunlara ilaveten, dünkü Yavuz Donat&#8217;ın yazısında çarpıcı bir bölüm vardı. Başlığı &#8216;İç Anadolu Açılıma Kapalı&#8217;ydı. Donat&#8217;ın tespiti Niğde-Aksaray hattından. Bu köşeden yaklaşık bir yıl önce yaptığımız uyarıyı artık herkes çözdü. Karadeniz farklı mı? Erdoğan&#8217;ın oy deposu kabul ettiği Erzurum, Sivas homur homur. Sandık ufukta gözüksün seyreyleyin gümbürtüyü. Turgut Özal&#8217;lı ANAP&#8217;ın yıkılış dönemine benziyor. Akıllı olmazlarsa &#8216;Tarih Tekerrürden İbarettir&#8217;i bir kez daha yaşayacağız. Onlar adına esas çatırtıyı &#8216;Raflardaki dosyaların indirilişi&#8217; ile başlayacak. &#8216;Zararın neresinden dönülse kardır&#8217; uyarısının tam zamanı. &#8216;Yüzme bilmeyen Açılımcı&#8217; Sayın İçişleri Bakanı öncelikli, tüm yönetenlere iletmiş olalım.</p>
<p>***<br />
TİSK, kuruluş yıldönümü törenlerini iptal etti. Hangi iletişim aracına uzansak, yakılan kızımız, şehit edilen askerlerimizle ilgili feryat yağıyor. &#8216;Sessiz çoğunluk&#8217; dediklerimizin yazdıkları inanılır gibi değil. Bunca sözlü ve yazılı mesaj arasından Başar Ergün&#8217;ünkini seçtik. AK Parti Grup Başkan Vekili Suat Kılıç öncelikli, herkesin okumasında fayda var. Yazıyı bir hayli sansürlemek zorunda kaldığımızı itiraf edelim:<br />
.Açın açın&#8230; Tüm teröristler kentlere getiriline, Meclis&#8217;e sokulana, tüm belediye otobüsleri içinde insanlar, tüm ambulans ve itfaiye araçları yakılana kadar açın. Sizin affettiklerinizle mücadele eden asker şehit verdikçe, TV&#8217;lerde  &#8216;Açılıma devam edeceğiz yolumuzdan dönmeyeceğiz&#8217; deyin.<br />
&#8230;<br />
.Ülke sevdalılarını hapislere atana, tüm ulusalçıların sesini kesene, tüm yobazın, bölücünün, yandaş gazetecinin sesini ekranlarda 24 saat dillendirene kadar, açın açın&#8230; Özel üniversitelerde baba parasıyla okuyanlardan destek örgüt kurun. 3-5 geri zekalının eline pankart verin desteklesin sizi.<br />
&#8230;<br />
.Başbakan ABD&#8217;ye gitsin. ABD Başkanı dini ve etnik gruplara parti kurdurduğu, Ermenilerle ilişkiler için yüreklendirdiği, Ruhban Okulu&#8217;nun açılışına destek verileceği, Afganistan&#8217;a asker yollanacağı için teşekkür etsin.<br />
&#8230;<br />
.İçeride kalmış 3-5 eşkiyayı bir dahaki seçimde milletvekili yapın. Terörist başı başbakan olana kadar açın açın&#8230; Vatan kaygısını ortaya koyan herkesi faşist olmakla itham edin, ya bu ülkeden gitsinler, gitmiyorlarsa hapislerde çürüsünler.<br />
.Vatanı savunmak &#8216;Faşistlik&#8217; ise; gururla söylüyorum ben faşistim. Teröristle yan yana yürümek demokratlıksa ben demokrat değilim. Soran olursa Başar Ergün vatanını savunarak, vatana ihanet etmeye devam ediyor dersiniz. Sonuna kadar açın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/ac-ac-gunleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Draft created on 09 December 2009 at 11:53</title>
		<link>http://www.makale.biz/draft-created-on-09-december-2009-at-1153.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/draft-created-on-09-december-2009-at-1153.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/draft-created-on-09-december-2009-at-1153.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslında gazetecilik o değildir Hıncal abi</title>
		<link>http://www.makale.biz/aslinda-gazetecilik-o-degildir-hincal-abi.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/aslinda-gazetecilik-o-degildir-hincal-abi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serdar TURGUT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Kusura bakma 80 yaşıma gelsem de abi demeyi sürdüreceğim. 20 yıl önce başlayan alışkanlık kolay bırakılamıyor. Yaşlı bir insan olarak ben sana yaşını filan hatırlatmak amacında değilim. Hem sonra bana telefonda dediğin gibi ben de senin yaşına geldiğimde aynen senin gibi gençleşeceğimi düşünüyorum.
Durup dururken neden bunları yazdığıma gelince&#8230; Birkaç gündür Haşmet Babaoğlu ile tatlı tatlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kusura bakma 80 yaşıma gelsem de abi demeyi sürdüreceğim. 20 yıl önce başlayan alışkanlık kolay bırakılamıyor. Yaşlı bir insan olarak ben sana yaşını filan hatırlatmak amacında değilim. Hem sonra bana telefonda dediğin gibi ben de senin yaşına geldiğimde aynen senin gibi gençleşeceğimi düşünüyorum.<br />
Durup dururken neden bunları yazdığıma gelince&#8230; Birkaç gündür Haşmet Babaoğlu ile tatlı tatlı tartışıyorsunuz, okuyorum keyifle. Buna tabii ki maydanoz olacak değilim. Ben ilke olarak Türk filmi seyretmediğim için karışmak istesem de o konuda diyecek fazla lafım yok.<br />
Şimdi çok ters bir laf söylediğimin farkındayım. Kalemimden kaçmış filan değil. Çok ender olanlar dışında Türk filmlerine tahammül edemiyorum ben. Geçen gün &#8216;2012&#8242; filmine gitmiştim. Gelecek programlar bölümünde maalesef Türk filmleri vardı. O kısa bölümde bile tahammül edemedim. Abartılı oyunculuklar, abartılı davranışlar, filmin içine yedirilmiş arabesk duygusallık ve tavırlar, feodal ilişki anlayışları, namusa vurgu ama namustan ne anlaşılması gerektiği konusunda fikir karışıklığı var bu filmlerde. Bir kısmı şu an gösterimde olduğundan her şeye rağmen verilen emeğe darbe vurmuş olmamak için filmlerin adlarını vermeyeceğim şimdi.<br />
Ama asıl bu yazıyı yazma nedenim zaten bu değil. Dün yazında Haşmet&#8217;e cevap verirken iyi bir gazetecinin ya briç ya da satranç bilmesi gerektiğini yazmıştın. İletişim fakültesinden mezun bir kişi ile satranç veya briç bilen bir kişi birlikte işe başvurduklarında sen iletişim fakültesinden mezun olanı değil, briç/satranç bileni işe alacağını yazmışsın. Haklısın da&#8230;<br />
Ben de aynen öyle yapardım ama bir şartla. Briç/satranç bilen işe girer girmez hemen poker oynamayı da öğrenmeli. Hatta poker oyununda ustalaşmalı.<br />
Hıncal abi kaç yıldır bu mesleğin içindeyiz, gazeteci olanın aslında iyi bir poker oyuncusu olması gerekmiyor mu sence de&#8230;<br />
Bu oyunda başarılı olabilmek için işin biraz rastgele şansa (random chance) kalmış durumda.<br />
Ha tabii bir de elinde gerçekten bir şey olmadan blöf yapmayı, rest çekmeyi de iyi bileceksin.<br />
Birçok gazeteci gerçekte yeteneği, bilgisi olmadığı halde bunlar varmış gibi hareket ediyor. Hatta bu türler çok daha rağbette oluyor, pokercinin usta kabul edileni gibi&#8230;<br />
Poker oyununda diğer oyuncuları devamlı kollayacaksın hatta elindeki kartlardan daha çok diğer oyuncuların hareketleri senin için çok daha önemli olmalı.<br />
Gazetecilikte de insanların hayatının önemli bölümü kendilerini geliştirmekle değil, ellerindekini daha iyi yapmaya çalışmakla değil, başkalarının ne yaptığını kollamakla geçer.<br />
Biraz hınzırlık, puştluk oyunudur poker, aynen gazetecilik mesleği gibi. Eğer siz yetemezseniz bu oyunu oynamaya, karşınızdaki gibi hınzır, puşt olmazsanız, bir gün elindeki kartlara çok güvenmenize rağmen blöfü yiyiverir ve kaybedersiniz. Bizim meslekte de bilgili, kültürlü, eğitimli ve işini iyi yapar olmak yetmiyor Hıncal abi. Maalesef durum böyle. Hınzırlıkta, puştlukta uzmanlaşmışlar ellerinde hiçbir değecek kart olmadığı halde blöf yaparak, etrafa hot zot ederek, restler çekerek büyük oyuncu gibi gözüküyorlar. Kimse sadece elindeki kartlara da güvenmemeli. Çünkü bu oyunun eldeki kartların iyiliği, kalitesi ile ilgisi yok. Bu oyunun, blöflerin ve karşınızdakinin hayatını sizi çözümlemiş olmaya adamasıyla alakası var. Yalanlar üstüne kurulu bu oyunda aslında, karşınızdakiler çözümlerlerse mutlaka yenerler sizi.<br />
Evet; belki gazetecilik de poker oyunu gibi bazı insanların mizacına uygun olmayabilir ama bu oyunun dışında kalayım ve briç/satranç oynayalım denilirse karşınızda bir puştlar ordusu bulabilirsiniz. Onlar hep birlikte seni yok etmek için uğraşabilir. Çünkü kendilerinin kıymetsizliğini hatırlatan oyunculara hiç tahammülleri yoktur bunların.<br />
Evet Hıncal abi; senin meslek tecrübenle benimki farklı tabii ki&#8230; Belki de sen benden daha şanslısındır. Çünkü ben hep poker oyuncularına muhatap oldum meslek yaşamımda, çoğu zaman da yenildim. Hala daha ders aldığım söylenemez. Yenilmeyi kanıksadım. Sadece benim elimdeki kartlar iyi, kaliteli düşüncesi ile kendi kendimi avutuyorum o kadar. Şimdiye kadar gördüğüm de bunun kimseyi fazla alakadar etmediği ve alemde pek kıymeti olmadığıdır. &#8216;Poker masasında kimse kimsenin arkadaşı olmaz&#8217; denilir ya; bu da kesinlikle doğru.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Kaçırmış olanlar için söylüyorum; köşedeki Miki Fare logosu oğlumun odamda çalışırken canım sıkıldığında bakmam için benim masamdaki kalemliğime koymuş olduğu Miki Fare kaleminin ucudur.</p>
<p><strong>Doğduktan sonra ayrıldılar</strong><br />
Bugün dizimin ikinci kısmını yayınlıyorum. Soldaki benim tabii ki.<br />
Diğerinin ise adını bilmiyorum ama bence şaşırtıcı bir benzerlik var aramızda. Bizi de doğduktan sonra birbirimizden ayırmışlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/aslinda-gazetecilik-o-degildir-hincal-abi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Obama doktrini&#8217; Türkiye ile birlikte yazılacak</title>
		<link>http://www.makale.biz/obama-doktrini-turkiye-ile-birlikte-yazilacak.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/obama-doktrini-turkiye-ile-birlikte-yazilacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atılgan BAYAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[İtiraf etmek gerekirse, Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın Amerika ziyaretini, &#8216;Türkiye&#8217;nin zor zamanında Amerika&#8217;ya gitti&#8230;&#8217; üslubuyla yorumlamaya başlayan analistleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Eğer kötü niyetli değiller ise; Washington&#8217;da da, Ankara&#8217;da da karar mekanizmalarıyla temas edemediklerini, etseler dahi &#8216;şimdi&#8217;yi anlamakta güçlük çektiklerini, muhakeme yeteneklerinin kör olduğunu söylemek zorundayız.
ABD&#8217;NİN ZOR  ZAMANINDA YANINDA OLACAĞIZ
Tayyip Erdoğan Türkiye&#8217;nin zor zamanında Amerika&#8217;ya gitmedi. Erdoğan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İtiraf etmek gerekirse, Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın Amerika ziyaretini, &#8216;Türkiye&#8217;nin zor zamanında Amerika&#8217;ya gitti&#8230;&#8217; üslubuyla yorumlamaya başlayan analistleri anlamakta güçlük çekiyorum.<br />
Eğer kötü niyetli değiller ise; Washington&#8217;da da, Ankara&#8217;da da karar mekanizmalarıyla temas edemediklerini, etseler dahi &#8216;şimdi&#8217;yi anlamakta güçlük çektiklerini, muhakeme yeteneklerinin kör olduğunu söylemek zorundayız.</p>
<p><strong>ABD&#8217;NİN ZOR  ZAMANINDA YANINDA OLACAĞIZ<br />
</strong>Tayyip Erdoğan Türkiye&#8217;nin zor zamanında Amerika&#8217;ya gitmedi. Erdoğan, Amerika&#8217;nın zor zamanında Amerika&#8217;ya gitti. Evet Türkiye&#8217;nin içinde sorunları var. Türkiye demokratikleşme gibi zorlu bir sınavı geçmeye çalışıyor, ama bunlar Amerika&#8217;nın (Obama&#8217;nın) sorunlarıyla karşılaştırıldığı zaman konu bile değil. AFP dosyaları, Obama iktidarının yüz yüze olduğu zorlukları şöyle sıralıyor: Afganistan, Pakistan sorunu, Irak&#8217;taki askeri birliklerin pozisyonu, ekonomi, özelikle FED (Amerikan Merkez Bankası) konusunda inisiyatif, sağlık politikaları konusunda vaatlerin tutulamaması, Amerikan entelektüllerinin her geçen gün daha fazla yükselen muhalefeti, Cumhuriyetçilerin Başkan&#8217;ın ailesinin lüks hayat iddialarını eleştiri merceği altına alması, İran ile yaşanan nükleer kriz ve saire&#8230;<br />
Yani, Türkiye Amerika ilişkilerinde zor durumda olan ve bu sefer yardım isteyenin Amerika olduğunu ve Türkiye&#8217;nin gücü ölçüsünde yardım edeceğini söyleyebiliriz.<br />
Amerikan Başkanları kendi isimleriyle kaim doktrinler vasıtasıyla hükmederler ve tarihe geçerler. Monroe&#8217;nun doktrini Amerika&#8217;nın asla Avrupa&#8217;nın sömürgesi olmayacağı tezine dayanıyordu. Wilson doktrinine kadar böyle gitti bu. Wilson doktrini &#8216;bütün dünyayı özgürleştirme&#8217; söylemiyle Amerika&#8217;yı tekrar Avrupa&#8217;nın kucağına düşürdü&#8230;<br />
Obama ise, Monroe ile Wilson arasında kendi doktrinini yazma sınavıyla karşı karşıya bu günlerde.</p>
<p><strong>OBAMA DOKTRİNİ YAZILIYOR<br />
</strong>Amerika, içinde Monroe doktrinini destekleyen uygulamalar ile Wilson doktrininin takipçileri arasında sıkışıp kalmış durumda. Bir yandan Wilson doktrini, Amerika&#8217;yı Avrupa&#8217;nın çizgisine zorlarken&#8230; Bir yandan Monroe doktrini, Avrupa siyasetinin kuyruğuna takılmak zorunda kalmanın Amerika&#8217;yı sürükleyeceği bunalımları gösteriyor. Yani bu zaman diliminde Obama&#8217;nın pozisyonunu, kendi halkından tam destek alan Tayyip Erdoğan&#8217;ın pozisyonu ile karşılaştırmamak lazım.<br />
Yeni bir doktrin yazmak zorunda olmanın sıkıntılarını yaşıyor Obama. Türkiye de katkıda bulunmaya, elinden gelen yardımı yapmaya dikkat ediyor. Ve dikkatinizi çektiyse, örneğin Afganistan&#8217;a muharip asker konusundaki itirazımız, Amerika&#8217;ya bir &#8216;ret&#8217; anlamına gelmiyor, daha ziyade Amerika&#8217;nın bunalımdan çıkmasına yarayacak bir model, küçük ölçekte bir doktrin teklif ediyor.</p>
<p><strong>ENTELEKTÜEL VE YÖNETİCİ ORTAK<br />
</strong>Afganistan&#8217;da bulunan Türk birliklerinin kontrolü altındaki bölgelerde, örneğin Vardak&#8217;ta terörü finanse eden uyuşturucu üretim ve trafiğinin sıfır seviyesine inmesi, buna rağmen Amerikan kontrolündeki bölgelerde, örneğin Kandahar&#8217;da üretim ve sevkıyatın artması muhakkak &#8216;Vardak Modeli&#8217;nin müzakere masasında mercek altına alınmış olması gereğini hatırlatıyor. Nihayetinde benim söyleyeceğim şey şu:<br />
Monroe doktrini ile Wilson doktrini arasına sıkışmış Amerikan Dış Politikası&#8217;nın yeni doktrininin yazılmasında, Obama doktrininin inşasında Türkiye ve Başbakanı Erdoğan, Türkiye tarihinde ilk kez &#8216;askeri birlik&#8217; olarak değil, siyaset yazıcı, entelektüel katkı yapıcı, model geliştirici olarak rol alıyor.<br />
Saygınlığı yüksek, askeri kabiliyeti güçlü ama aynı oranda doktrin yazabilen, siyaset üretebilen bir Türkiye ile karşı karşıya dünya. Bu niteliği ile Türkiye, dünyanın çeşitli yerlerinde sofistike sorunlarla boğuşmak zorunda olan Amerika&#8217;nın, Avrupa siyaset yapımcılarına ve Avrupa ihtiraslarına tamamen teslim olmasını da engelleyen bir fonksiyon icra ediyor.<br />
Tayyip Erdoğan&#8217;ın Washington&#8217;da gördüğü yüksek itibarın sebeb-i hikmeti budur. Washington artık, Türkiye&#8217;ye bir &#8216;yedek asker deposu&#8217; olarak değil, dünya yüzeyinde birlikte siyaset üretebileceği ve çözüm geliştirebileceği bir ortak olarak bakıyor.<br />
Bu pozisyonu da Amerika lütfetmedi Tayyip Erdoğan&#8217;a. Tayyip Erdoğan entelektüel-siyasal sıçramasıyla kendisi oluşturdu.</p>
<p><strong>NE MONROE NE WILSON; DEMOKRATİK EMPERYAL VİZYON<br />
</strong>Erdoğan dönemiyle tahkim ettiğimiz bu zeminde, talimat alarak değil, Amerika&#8217;ya vereceğimiz &#8216;akıllı destek&#8217; ile Obama yönetiminin önünü açışımız, yeni doktrinin yazılmasına katkıda bulunacak, Türkiye&#8217;nin yeni kurulan dünyadaki etkinliğini güçlendirecektir. Evet, Amerika Türkiye&#8217;nin model ortağıdır. Ama bu, Türkiye muhtaç olduğu için böyle değildir artık. Türkiye öyle tercih ettiği, çıkarlarını öyle hesapladığı için öyledir.<br />
Obama liderliği, dünyanın her yerine nüfuz etmiş Amerika&#8217;nın doktrinini, bu aşamada Amerika&#8217;nın tek başına yazamayacağının ayırdında artık.<br />
Dünya krallığı, Emperyal devlet, Dünyanın jandarması gibi isimlerle anılan Amerika; ne denirse denilsin Dünya İmparatorluğu&#8217;nun büyük siyasetini ortaklarıyla beraber yazmaya başladı.<br />
Erdoğan&#8217;ın ziyaretinin gerçek anlamı ve yazım aşamasında olan, tarihe &#8216;Obama doktrini&#8217; olarak geçecek doktrinin ipucu da bu gerçeklikte saklı. Obama Emperyal Vizyon&#8217;u demokratikleştirerek güçlendirmenin yollarını arıyor. Sınav  bir &#8216;Obama doktrini&#8217; yazabilmesinde. Yazılabilirse &#8216;yeni bir dünya&#8217; kurulacak, yazılamazsa Amerika Bush siyasetine teslim olacak.<br />
Türkiye&#8217;nin İran&#8217;daki, Afganistan&#8217;daki, Irak&#8217;taki, AB ilişkilerindeki, Ermenistan&#8217;daki rollerini de bu bağlamın dışında değerlendirmek mümkün değil.<br />
Tayyip Erdoğan&#8217;ın Obama&#8217;yla kurduğu &#8216;entelektüel&#8217; ve &#8216;politik&#8217;  işbirliği işte bu kadar global bir önem taşıyor. Ve asla önceki dönemlerdeki işbirliklerine benzemiyor.<br />
Bu ziyaret; &#8216;Türkiye en sıkıntılı zamanında Obama&#8217;ya gitti&#8230;&#8217; seviyesindeki analistleri de, idrak etmeleri biraz zaman alacak olsa da, emekli etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/obama-doktrini-turkiye-ile-birlikte-yazilacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamana sığınmak</title>
		<link>http://www.makale.biz/zamana-siginmak.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/zamana-siginmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:42:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serdar AKİNAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Zaman ağda kıvamındaydı o gün, yeryüzünün ağırlığını da ağırlığına ekleyerek yavaş yavaş üstüme kapanıyordu.&#8217;
Hasan Ali Toptaş&#8217;ın &#8216;Sonsuzluğa Nokta&#8217; adlı eserinde altını çizdiğim onlarca cümleden biriydi bu&#8230;
Usta&#8217;nın cümlelerini okumak tabiata baktığımda aldığım hazzı veriyor&#8230;
Yüreğimi ferahlatırken varlığa anlam katıyor.
Hasan Ali Toptaş okuyorum.
Ülkemin geleceğine dair sönen umutlarımın yarattığı sıkıntıyı Hasan Ali Toptaş&#8217;ın büyülü cümleleri dağıtıyor.
Kimi zaman saat dokuzu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Zaman ağda kıvamındaydı o gün, yeryüzünün ağırlığını da ağırlığına ekleyerek yavaş yavaş üstüme kapanıyordu.&#8217;<br />
Hasan Ali Toptaş&#8217;ın &#8216;Sonsuzluğa Nokta&#8217; adlı eserinde altını çizdiğim onlarca cümleden biriydi bu&#8230;<br />
Usta&#8217;nın cümlelerini okumak tabiata baktığımda aldığım hazzı veriyor&#8230;<br />
Yüreğimi ferahlatırken varlığa anlam katıyor.<br />
Hasan Ali Toptaş okuyorum.<br />
Ülkemin geleceğine dair sönen umutlarımın yarattığı sıkıntıyı Hasan Ali Toptaş&#8217;ın büyülü cümleleri dağıtıyor.<br />
Kimi zaman saat dokuzu göstermeden uyuyorum. Ezan okunmadan uyandığımda karanlık mı daha kör yoksa sessizlik mi bilemiyorum.<br />
Işığı yakıp &#8216;Sonsuzluğa Nokta&#8217;yı alıyorum.<br />
Kelimeler, içimdeki kör pusu dağıtan hafif bir rüzgar gibi yüreğimde esiyor.<br />
Bir parça olsun endişem dağılıyor.<br />
&#8216;Bu kadar depresif olma canım. Ne var endişe edecek, bak Washington&#8217;dan gelen haberler ne güzel. Başbakan istediğini aldı&#8217; diyebilirsiniz.<br />
İnanın benim karnım tok bu haberlere&#8230;<br />
&#8216;Bu kafayla açılım olmaz&#8230; Bu iş, bu yöntemle ülkeyi olmadık yerlere savurur. Savuruyor&#8230;&#8217; demiş olmanın da fazla bir önemi kalmadı.<br />
Türkiye gerçekten savuruluyor.<br />
AKP kadroları anlaşılamaz bir sarhoşluk içinde, korkarım, gidişatı görmüyor.<br />
Anayasa&#8217;dan &#8216;Türk&#8217; kelimesini çıkarma planları yapıyor.<br />
Bunu da ilan ediyor.<br />
DTP kadrolarının ise &#8217;silahlı siyasal mücadele&#8217; konusundaki ikiyüzlü tavrı ve süreci dinamitleyen açık provokasyonları aslında tam da temsil ettikleri Kürtlerin geleceğini hedef alıyor.<br />
Bugün son derece kontrolsüz bir şekilde savruluyoruz.<br />
AKP&#8217;nin açılım kelimesinin karşısına yazdığı cümleler ile DTP heyetinin beklentileri arasındaki muazzam uçurumun dibinde maalesef bu ülkenin kanlı geleceği yatıyor.<br />
Nuray Mert&#8217;in &#8216;Kürt İntifadası&#8217;nın eşiğinde&#8217; yazısı bu anlamda dikkatle okunmalı.<br />
AKP&#8217;nin tasarladığı haliyle bir Kürt açılımı olmayacak.<br />
Bu kesin.<br />
Mesele, DTP&#8217;nin umduğu bir muhataplık noktasına da elbette gelmeyecek.<br />
CHP&#8217;nin ve MHP&#8217;nin söylemi de maalesef dar ve tıkayıcı.<br />
Zira söylemleri, DTP&#8217;ye oy veren üç milyona yakın yurttaşın siyasi beklentilerine yanıt veremiyor.<br />
Tüm aktörlerin başka rotalarda seyrettiği, başka başka kerterizler aldığı bu coğrafya ise dalgalanıyor.<br />
Yığınlar fazlasıyla ayrıştı ve artık keskinleşen saflardan bahsedilebilir.<br />
Ama ne yalan söyleyeyim daha fazla birkaç kelam dahi etmek istemiyorum. Kabusları paylaşmanın artık ne anlamı var? Çıkıp birçokları gibi sırf yalakalık olsun diye samimiyetsiz laflar da edemem.<br />
Gene Hasan Ali Toptaş&#8217;ın o şerbet gibi satırlarına sığınmak istiyorum.<br />
&#8216;İğde kokularına yaslanan tahta çitler&#8217;den, &#8216;çocuk yüzlerinde gezinen hayal meyal bisikletler&#8217;den, &#8216;mor bakışlı kadınlar&#8217;dan, &#8216;gölgesinde küçülerek büyüyeceğimiz&#8217; zamanlardan bahsetmek istiyorum.<br />
Gölgesinde yaşayarak öleceğimizi düşüneceğimiz; bu zamana ait olmayan bir gizli ülkenin gönlüne sığınmaktan başka ne yapabiliriz ki?<br />
İnsanlar değil insanlık ölürken.<br />
Bir ülke, bu kadar kısa zamanda bölünürken&#8230;<br />
O ülkenin sahici yazarlarının umman gönüllerinden taşan büyülü satırlara bir amentü gibi sarılmaktan başka elden ne gelir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/zamana-siginmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehitlerimizin haberi gelmeseydi</title>
		<link>http://www.makale.biz/sehitlerimizin-haberi-gelmeseydi.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/sehitlerimizin-haberi-gelmeseydi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:27:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsmail KÜÇÜKKAYA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Washington
Tokat&#8217;taki &#8216;zaman ayarlı hain saldırıyı&#8217; her kim planladıysa Beyaz Saray zirvesini sabote etmeyi düşünmüş olmalı. Bu hedefine ne kadar ulaştığı tartışılır, ne var ki; yaratılan etkiyi sadece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın değişen yüz ifadesinden, konuşmalarındaki vurgudan ve seçtiği sözcüklerin keskinliğinden anlamak bile mümkündü. Uçakta gördüğüm Erdoğan&#8217;la Beyaz Saray&#8217;daki arasında gerçekten çok fark vardı. Üzüntü ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Washington</p>
<p>Tokat&#8217;taki &#8216;zaman ayarlı hain saldırıyı&#8217; her kim planladıysa Beyaz Saray zirvesini sabote etmeyi düşünmüş olmalı. Bu hedefine ne kadar ulaştığı tartışılır, ne var ki; yaratılan etkiyi sadece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın değişen yüz ifadesinden, konuşmalarındaki vurgudan ve seçtiği sözcüklerin keskinliğinden anlamak bile mümkündü. Uçakta gördüğüm Erdoğan&#8217;la Beyaz Saray&#8217;daki arasında gerçekten çok fark vardı. Üzüntü ve öfkesi Willard Otel&#8217;deki basın toplantısına da yansımıştı.<br />
Kanlı saldırı anlaşılan bölücü PKK&#8217;nın işi. Acaba &#8216;kendi tasfiye sürecine yönelik&#8217; bir baltalama mı hesapladılar?<br />
Ya Ankara-Washington hattına mayın döşemek isteyebilecek uluslararası bazı &#8216;oyun kurucular&#8217;?<br />
Belki de bu yakınlaşmanın yaratacağı yeni durumları önlemeye çalışanlar?<br />
Öyle ya Beyaz Saray gündeminde Afganistan, İran, Irak, Ermenistan gibi küresel konular ön plandaydı.<br />
Üstelik, Başbakanlık uçağında bir kurmay general, İkinci Başkan Aslan Güner de var&#8230;<br />
İhtimaller çok, hedef Türkiye, belki ABD.<br />
Bilemeyiz. Bildiğimiz, Washington&#8217;daki &#8216;havayı&#8217; etkilediler, değiştirdiler.<br />
Şehitlerimizin haberi gelmeseydi her şey daha farklı olabilirdi. O acı yüreklere bir kez düşünce, sınır komşumuz olan süper gücün terörle mücadelede memnuniyet ve beklenti yaratıcı söz ve teminatları anlamını yitiriyor.</p>
<p><strong>BEYAZ SARAY&#8217;IN BİLANÇOSU<br />
</strong>Amerikan tarafı, Türk heyetini memnun etmek için çok dikkatliydi. Ziyaret boyunca tüm sembolik adımlara, bütün detaylara özen gösterdiler. Peki büyük resme baktığımızda ne görüyoruz. Abartılı coşkuya kapılmadan, yaşananların önemini azaltmadan da nasıl bir bilanço çıkarabiliriz?<br />
Obama, istediklerinin hem tek tek hem de bütün olarak yarısını aldı. Onun önceliği İran ve Afganistan&#8217;dı. Hayal kırıklığına uğramadı ama tatmin de olmadı. Afganistan&#8217;a muharip asker göndermiyoruz, İran konusunda &#8216;dengeli&#8217; politikaya devam ediyoruz. Oysa onlar Tahran&#8217;ı daha çok izole etmek ve baskı altına almak istiyordu. Yine de bu iki konuda &#8216;biz yokuz&#8217; demiyoruz. Diplomasi de biraz böyle bir sanat.<br />
Müzakerenin bir tarafı, beklentilerinin bir kısmını karşıladıysa, karşısındakinin taleplerinin de bir bölümünü yerine getirir. PKK tasfiyesi, Kandil ve Mahmur konusunda somut bir ilerleme yok. Ama işbirliği devam edecek. Bu durum biraz, &#8216;tarafların birbirine mecbur olmalarıyla&#8217; ilgili. Bence Ankara, Washington&#8217;ın stratejik ortağı değil, yakın mesai içinde bir görüntü vermiyor. Teslim de olmuyor ama&#8230; En azından taraflar &#8216;açık oynuyor&#8217; rollerini. 1 Mart tezkeresinden dersler alınmış, kim neye karşıysa açıkça söylüyor. Obama ve Erdoğan&#8217;ın kişilikleri de buna uygun. Türkiye, yeni dış politikasını çok taraflılık üzerine oturttu. Ortadoğu&#8217;da, sokağın popülaritesini kazandı, sarayların da&#8230; Kendine Batı gözünde bir güç bölgesi ve vazgeçilmezlik algısı yarattı. İşte o algı Erdoğan&#8217;a geniş bir diplomatik manevra alanı sağlıyor. Türkiye&#8217;nin gücünü kullanıyor.</p>
<p><strong>&#8216;PKK ORTAK DÜŞMANDIR&#8217; TEYİDİ<br />
</strong>En önemli kazancımız 5 Kasım 2007&#8242;deki &#8216;PKK ortak düşmandır&#8217; açıklamasının yeni başkan tarafından teyit edilmesidir. Anlık istihbarat paylaşımının devamını sağladı bu yaklaşım. Obama pekala Bush&#8217;tan farklı bir tutum izleyebilirdi.</p>
<p><strong>AFGANİSTAN, OBAMA&#8217;YI BİTİREBİLİR<br />
</strong>Yazımı, Türkiye için sabaha karşı yazıyorum, şu anda saat beş&#8230; Az önce Medya Mahallesi&#8217;ne katıldım, telefonda Ayşenur Arslan&#8217;ın sorularını yanıtladım. Kıdemli meslektaşımızınki ne profesyonellik, günler öncesinde sözleşmiştik.<br />
Bağlandığımızda saat 04&#8242;ü geçiyordu, &#8216;bakalım uyuyabilecek misiniz&#8217; dedi, uyumadım, onun yerine &#8216;on demand&#8217; tuşuna basıp &#8216;günün anlam ve önemine uygun&#8217; bir film siparişi verdim:<br />
Gerçek bir hikayeden beyazperdeye aktarılan Amerikan Kongre Üyesi &#8216;Charlie Wilson&#8217;un Savaşı&#8217;nı&#8230;<br />
2007 yapımı, Mike Nichols&#8217;un yönettiği ve Tom Hanks ile Julia Roberts&#8217;in başrolünü oynadığı filmi.<br />
Afganistan&#8217;ın Ruslar tarafından işgali&#8230; Kongre Üyesi Wilson, ABD&#8217;nin Afgan savaşçılara para ve silah yardımı yapması için büyük mücadele veriyor ve kazanıyor. Savaşın da kaderini değiştiriyor. İnanmış ve ölmeye hazır insanların, büyük devletleri nasıl alt edebileceğini görüyorsunuz, bir kez daha. Komünizmin bitişinin ilk büyük sinyali, Afganlıların 1987 yazında başlayan ve 1988&#8242;de süren ataklarıyla Rus helikopterlerini, uçaklarını düşürmeleriydi&#8230; Bunu gelen ABD yardımıyla başardılar, sonra Afganlılar Rusları ülkelerinden kovdular.<br />
Obama, barış vaadiyle geldi, taahhütleriyle ve rüzgarıyla Nobel kazandı. Şimdi Afganistan&#8217;a 30 bin yeni asker gönderecek Afgan stratejisini açıkladı. Amerikalı Bush karşıtı yönetmenin dalga geçtiği gibi, o geçit vermez Afgan dağlarında ve Pakistan sınırındaki birkaç yüz kişi için 30 bin asker daha&#8230;<br />
Obama&#8217;nın popülaritesi düşüyor. Daha da düşebilir. Bush için Irak neyse, Obama için Afganistan o hale dönüşebilir. Bir zamanlar ABD&#8217;nin yaptığını şimdi pekala Ruslar veya ne bileyim başka Amerikan karşıtları deniyor olabilir. Afgan savaşçılara yardım ediyor olabilir, kim bilir?<br />
Obama, Türk Başbakan&#8217;dan istediklerini alamadı, hele kendisi için bu kadar hassas ve hayati bir konuda. Bana kalırsa Erdoğan Afganistan ve İran için tam da yapması gerekeni yaptı. Belki de Obama&#8217;nın, hiç gereği yokken Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nu, görüşme dışında da hatırlatması veya Kandil için somut bir karar çıkmaması bundandır, ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/sehitlerimizin-haberi-gelmeseydi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İran dosyasıyla yatıp kalkmaya hazır mısınız arkadaşlar</title>
		<link>http://www.makale.biz/iran-dosyasiyla-yatip-kalkmaya-hazir-misiniz-arkadaslar.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/iran-dosyasiyla-yatip-kalkmaya-hazir-misiniz-arkadaslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sedat ERGİN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretinin önümüzdeki döneme ilişkin en çarpıcı sonucunun İran konusunda üstleneceği arabuluculuk rolü üzerinde ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
* Önümüzdeki haftalarda sabahları İran’ın nükleer programı ile uyanıp, geceleri de yine aynı konuyla gözlerimizi kapatmaya şimdiden hazır olalım. Zenginleştirilmiş uranyumun takası konusunda gidip gelen öneriler, ABD’nin yaptırım tehditleri, İran’ın karşı manevraları ile Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretinin önümüzdeki döneme ilişkin en çarpıcı sonucunun İran konusunda üstleneceği arabuluculuk rolü üzerinde ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;">*</span></strong> Önümüzdeki haftalarda sabahları İran’ın nükleer programı ile uyanıp, geceleri de yine aynı konuyla gözlerimizi kapatmaya şimdiden hazır olalım. Zenginleştirilmiş uranyumun takası konusunda gidip gelen öneriler, ABD’nin yaptırım tehditleri, İran’ın karşı manevraları ile Türk Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’nın tırmanan bu krizi halletmek için yürütecekleri mekik diplomasisi önümüzdeki dönemde gündemimizin en önemli başlıklarını oluşturacak.</p>
<p style="margin: 7.95pt 0cm 5.1pt;"><strong>ERDOĞAN OBAMA’YA İRAN’IN MESAJINI GÖTÜRDÜ</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;">*</span></strong> Bu çerçevede Türkiye’nin oynayacağı rolü analiz edebilmek ve önümüzde günlerde neler olabileceğini kestirebilmek için hemen gezinin öncesine dönüp, geçen pazar günü Başbakan’ı ABD’ye götüren ANA uçağının içinde geçen bir diyaloga projektör tutmamız gerekiyor.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
*</span> Erdoğan,</strong> uçakta gazetecilere Beyaz Saray’a <strong>“İran’ın görüşlerini de anlatacağını” </strong>belirttikten sonra <strong>“İran’a bir seyahat yaptık. Onların kanaatlerini de aldık. İran’ın nükleer müzakerecisi Celili Ankara’daydı; onunla da bunları konuştuk. Bunları Amerika’ya aktarmak için konuştuk”</strong> diyor.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Bir gazeteci soruyor: <strong>“Mesaj gidiyor diyebilir miyiz?” Erdoğan </strong>yanıtlıyor: <strong>“Diyebiliriz&#8230;”</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
*</span><span style="letter-spacing: -4.55pt;"> </span></strong>Bu açıklamadan yola çıkarak, <strong>Erdoğan’</strong>ın önceki gün Oval Ofis’te baş başa kaldıkları bölümde Başkan <strong>Obama’</strong>ya, A) Son Tahran gezisinde İranlı liderlerden şahsen aldığı ve B) İran’ın Ankara’ya gönderdiği nükleer müzakerecisi aracılığıyla ilettiği mesajları Amerikalı muhatabına aktardığını belirtebiliriz.</p>
<p style="margin: 7.95pt 0cm 0pt;"><strong>ANKARA’NIN ARABULUCULUĞUNA OBAMA NASIL BAKIYOR?</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><br />
Erdoğan,</strong> aktardığı bu mesaja ne yanıt almış olabilir?</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
* </span></strong>Aslında <strong>Obama,</strong> yanıtını önceki günkü görüşmeden sonra açıkça söylemiş bulunuyor:</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">“İran’ın nükleer yeteneği ile ilgili meselenin bu kapasitenin barışçı yollardan enerji elde edilmesi için kullanılması ve bu yapılırken uluslararası kural ve normlara uygun hareket edileceği hususunda güvenceler de verilmesi suretiyle çözüme kavuşturulması önemlidir. Bu görüşümü Başbakan’a söyledim. Aynı zamanda İran’ın bu doğrultuya çekilmesi çabasında Türkiye’nin önemli bir oyuncu olabileceğini de belirttim.”</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
* </span></strong>Görüşmeden hemen önce üst düzey yönetim yetkilileri tarafından Beyaz Saray basınına verilen özel bir brifingde yapılan şu açıklamanın da altını çizmemiz gerekiyor: “Türkiye’nin İran’la konuşmasında bizim açımızdan hiçbir sorun yok. Ama bizim için önemli olan İran’a aynı mesajın gitmesidir. Türkiye yararlı ve potansiyel bir rolü, ancak mesajları uluslararası camia ve bizim görüşlerimizle uyumlu olduğu takdirde oynayabilir. Türkiye bu yaklaşımı benimser ve bizim masaya koyduğumuz öneriler çerçevesinde ciddi olduğumuzu İran’a aktarırsa, o takdirde bu arabuluculuk rolü olumlu olur. Eğer (Türkler) yaygın bir uluslararası desteği bulunan bu yaklaşımı desteklemezlerse, o zaman rol oynayabilmeleri açısından fazla bir zemin kalmaz.”</p>
<p style="margin: 7.95pt 0cm 5.1pt;"><strong>ERDOĞAN’IN SON DENEMESİ DE SONUÇ GETİRMEZSE&#8230;</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
* </span></strong>Görüleceği gibi hem Obama hem de temsilcileri, Türkiye’nin oynayacağı rolün alanını BM kararları ile sınırlama eğiliminde. Ancak Türkiye, İran’ın nükleer programı söz konusu olduğunda genellikle bugüne dek bu sınırların dışına çıktı ve her zaman Batı dayanışması içinde kalarak hareket etmedi.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nun iki hafta önce kabul ettiği ve İran’ı nükleer tesis inşaatları nedeniyle uyaran son kararda Türkiye’nin Afganistan, Mısır, Pakistan, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte olumsuz oy kullanması bunun en son örneğini oluşturdu. Rusya ve Çin, bu kararda ABD’yi destekledi.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
* </span></strong>Sonuçta, <strong>Erdoğan’</strong>ın <strong>Obama’</strong>dan aldığı yanıtı Washington dönüşü İran yönetimine aktaracağını, Tahran’ın da hem zaman kazanmak hem de kendi pozisyonunu güçlendirmek açısından Türkiye kapısını açık tutma yoluna gideceğini söyleyebiliriz. Erdoğan’ın yapacağı bu son deneme de sonuç getirmediği takdirde, BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a ağır bir yaptırım kararı çıkmasına kesin gözle bakılabilir.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #f5a824;"><br />
* </span></strong>Bakalım o zaman Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’ndeki oyu ne olur?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/iran-dosyasiyla-yatip-kalkmaya-hazir-misiniz-arkadaslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O hain fitil depoya ulaşamadı</title>
		<link>http://www.makale.biz/o-hain-fitil-depoya-ulasamadi.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/o-hain-fitil-depoya-ulasamadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yalçın DOĞAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[KADINLAR evlerinde namaza duruyor. Çocuklar oyunlarını bırakıyor. Erkekler koşa koşa hastaneye gidiyor. Önceki gün Reşadiye’de.
Yedi askerimizin şehit düştüğü haberi Reşadiye’de insanları depreme uğramış gibi sallıyor. Sonra Türkiye sallanıyor.
Kadınlar hayatlarını kaybedenler için, ayrıca hastaneye kaldırılan yaralıların kurtulması için dua ediyor, namaz o amaçla. Kendiliğinden.
Çocuklar olayın şiddetine çarpılıyor, herkese duyurmak için, oyunlarını yarıda bırakıyor. Kendiliğinden.
Erkekler yaralılara kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KADINLAR evlerinde namaza duruyor. Çocuklar oyunlarını bırakıyor. Erkekler koşa koşa hastaneye gidiyor. Önceki gün Reşadiye’de.</strong></p>
<p>Yedi askerimizin şehit düştüğü haberi Reşadiye’de insanları depreme uğramış gibi sallıyor. Sonra Türkiye sallanıyor.<br />
Kadınlar hayatlarını kaybedenler için, ayrıca hastaneye kaldırılan yaralıların kurtulması için dua ediyor, namaz o amaçla. <strong>Kendiliğinden.</strong><br />
Çocuklar olayın şiddetine çarpılıyor, herkese duyurmak için, oyunlarını yarıda bırakıyor.<strong> Kendiliğinden.</strong><br />
Erkekler yaralılara kan vermek için, hastaneye koşuyor. <strong>Kendiliğinden.</strong><br />
Toplum bir anda kenetleniyor. O anda kim, öncelikle ne yapması gerekiyorsa, onu yapıyor. <strong>Kendiliğinden.</strong></p>
<p><strong>KÜÇÜK AZINLIK</strong><br />
Dün Reşadiye ile konuşuyorum.<br />
Askerlerin şehit edilmesi sonrasında, gece halk toplanıyor. Sloganlar atılıyor.<br />
<strong>“Vur vur inlesin, Tayyip dinlesin”.</strong><br />
<strong>“Açılımın sonu budur”.</strong><br />
<strong>“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”.</strong><br />
Reşadiye’de belediye başkanlığı MHP’nin. Halkın çoğunluğu MHP’li. Buna rağmen, bu sloganların atılması fazla uzun sürmüyor. Eylem kısa sürede sona eriyor.<br />
Öfke devam etse bile.<br />
Bu ayrıntıları aktarmamın nedeni var.<br />
<strong>Provokasyon hedefine ulaşmıyor.</strong></p>
<p><strong>TAŞERON VE FİTİL</strong><br />
Etkisini yitirmiş aşırı bir sol örgüt.<br />
Yedi askerimizin şehit düştüğü <strong>Reşadiye’de </strong>2005’te o örgütten beş kişi öldürülüyor. Sonra örgütün sesi soluğu kesiliyor. Sol örgüt bir ara <strong>PKK ile birlikte Karadeniz’de açılma </strong>denemesine giriyor, ama bir şey elde edemiyor.<br />
<strong>Reşadiye Türk milliyetçiliğinin güçlü olduğu yerlerden biri. </strong>Orada işlenecek büyük cinayet, ucu dinamit deposuna uzanan fitil gibi. Provokasyona uygun.<br />
Dinamit deposunu uçurmak isteyen, <strong>kendisi ya da tutacağı bir taşeronla </strong>fitili ateşlemeye hevesli olabilir.<br />
Hain namlulardan çıkan kurşunlar yedi askerimizi şehit ediyor, ancak fitil ateş almıyor. Hiç kimse provokasyona gelmiyor. Türkiye içinde taşıdığı öfkesini birilerinden çıkarma denemesine girişmiyor.<br />
Başımıza gelen felaket, bizim soğuk kanlı tavrımızı bozamıyor.<br />
Ancak, bu hepimizin ortak talebini engellemiyor. Bu kahpelik <strong>faili meçhul </strong>kalmasın. Bu satırların yazıldığı dün öğleden sonraki saatlere kadar, aradan 24 saat geçmesine rağmen, katillere dönük herhangi bir tespit yok.<br />
Cinayetlere ve molotof kokteyllerine rağmen, barıştan yana olanlar umutlarını bugün de koruyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Devlet adamı örneği</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>SIRBİSTAN</strong> Cumhurbaşkanı <strong>Tadiç</strong> izlediği futbol maçı sonrasında stadyumda şampanya içiyor.<br />
Oysa, statta içki içmek yasak. <strong>Cumhurbaşkanına para cezası veriliyor. </strong>Bu haber bizim gazetelerde de çıkıyor. Ama çıkmayan bir bölümü var. Tadiç’in ceza sonrasındaki sözleri. Şöyle:</p>
<p><strong>“Yaptığım iş için utanıyorum. Yasak olan bir şeyi yaptığım için sizlerden özür diliyorum. Görevi ve kimliği ne olursa olsun, suç işleyen herkese ceza verilmesi normaldir. Hukuk devleti budur”.</strong><br />
Yasalar karşısında eşitlik bu olsa gerek. Yasaların makam ve kimlik gözetmeden uygulanması bu olsa gerek.<br />
Bunu içine sindirebilmek, kabullenmek, hatta özür dilemek, o da devlet adamlığı bu olsa gerek, faslında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/o-hain-fitil-depoya-ulasamadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emlak vergisine % 250 zam olur mu</title>
		<link>http://www.makale.biz/emlak-vergisine-250-zam-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.makale.biz/emlak-vergisine-250-zam-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 09:20:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yalçın BAYER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.makale.biz/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[“BAŞAKŞEHİR Belediyesi, 2010 bütçesinde emlak vergilerini % 250 oranda arttırmış.
Bu artışa göre Başakşehir’de bir evi olan vatandaş 2009 yılında 650 lira vergi öderken, 2010 yılında belediyeye % 250 zamlı haliyle 1.700 TL gibi şok bir vergiyle karşılaşacak. Buna çevre, temizlik vergisini de eklerseniz toplam 2.000 TL olacak vergiler. Belediye konut ve arazilerin tespit işini özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“BAŞAKŞEHİR Belediyesi, 2010 bütçesinde emlak vergilerini % 250 oranda arttırmış.</strong></p>
<p>Bu artışa göre <strong>Başakşehir</strong>’de bir evi olan vatandaş 2009 yılında 650 lira vergi öderken, 2010 yılında belediyeye % 250 zamlı haliyle 1.700 TL gibi şok bir vergiyle karşılaşacak. Buna çevre, temizlik vergisini de eklerseniz toplam 2.000 TL olacak vergiler. Belediye konut ve arazilerin tespit işini özel bir firmaya yaptırmış. Bedelleri yüksek bulanlar karşı dava açamamışlar. Hükümet yaptığı yasa değişikliğiyle vatandaşın bu hakkını elinden almış. Bu hak sadece değer tespiti yapmaya yetkili olan komisyondakilere verilmiş. <strong>CHP</strong> Başakşehir İlçe Başkanı <strong>Özgür Karabat</strong> “Yani mahallelerde halkın hakkını belediyeye karşı savunma görevi muhtarlara bırakıldı. Bu hakkı kullanarak emlak vergisi artışlarına karşı dava açan tek muhtarımız var o da <strong>Güvercintepe</strong> Mahalle Muhtarı’dır. Diğer mahalle muhtarları yapılan artışları kabul ettiler. Ama gelecek yıl herkesin canı yanacak, hele arsası olan daha yüksek zamla karşılaşacak” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>SGK bu bilgileri ne yapacaktır?</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>GEÇEN</strong> 28 Eylül tarihli 5510 Sayılı Kanunun 8. Maddesinin 7. Fıkrasının Uygulanması Hakkındaki Tebliğ’e ve 5510 Sayılı Kanunun 100. Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Tebliğ’e göre, yurttaşların banka hesaplarından, kredi kartı harcamalarına, elektrik, su faturası ödemelerine, borsadaki hisse hareketlerine kadar bütün bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmesi zorunlu kılındı. Her iki tebliğe göre bankalardan, noterlerden, kamu kurum kuruluşlarından ve hatta <strong>GSM</strong> ve sabit hatlı telefon şirketlerinden her türlü bilgilerin düzenli olarak <strong>SGK</strong>’ya gönderilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu tebliğlerde yazan bilgiler dışında da, her türlü bilgiyi isteme hakkı bu tebliğler sayesinde kuruma verilmiştir. <strong>CHP</strong> Kırklareli Milletvekili <strong>Turgut Dibek, </strong>Çalışma Bakanı<strong> Ömer Dinçer’</strong>e soruyor:<br />
<strong></strong></p>
<p>“Bu iki tebliğ, bilginin gizliliğinin ihlali anlamına gelmemekte midir? <strong>SGK,</strong> bu düzenleme ile yetkisini aşmamış mıdır? <strong>SGK</strong> bu bilgileri ne yapacaktır? Bu bilgilerin 3. kişilerin eline geçmesini engellemek için ne gibi önlemler alacaktır? Yapılan düzenleme ile ne amaçlanmaktadır? Bakanlığın bu uygulaması, telefon dinlemeleri mantığı esas alınarak mı uygulamaya konulmuştur?”</p>
<p> </p>
<p><strong>Trafik polisinin ‘para tuzağı’</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>EMNİYETÇE</strong> halkı nasıl dolandırıldığının, nasıl ve hangi şartlarda trafik cezası kesildiğinin belgesini sunmak istiyorum. Yer <strong>Tekirdağ-İstanbul</strong> duble yolunun <strong>Migros</strong> önündeki ışıkların olduğu yer. Bu güzergâhta hız limiti 50 km. Ama bu hızla gidemezsiniz çünkü kazaya sebep olursunuz. Dolayısıyla 80’e çıkıyorsunuz; avcı <strong>‘güme</strong>’sindeki trafik polisi de basıyor cezayı&#8230; Makbuz geldi; 265 lira yazıyor.Emniyet’in bütçesi bu ‘cezalarla’ mı kapatılıyor?                <br />
<strong>Ahmet ÇAVUŞOĞLU</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaliteli işitme cihazı nedir</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÜRKİYE</strong>’de işitme sorunu olan her yaş grubundan vatandaşlar pratikte kontrol edilemeyen bir sistem içindeler.</p>
<p>Her ne kadar karar vericiler yeni düzenlemeler yapsalar da bunların hayata geçirilmesi, fiyat kontrolleri, verilen hizmetin kalitesi vb. konular ortadadır. Ayrıca tüketici, yani kullanıcı hiçbir şekilde <strong>‘Kaliteli işitme nedir’</strong>i bilmemekte öte yandan&#8230; <strong>AB</strong> ülkelerinde tüketiciye sağlanan haklarla, <strong>Türkiye’</strong>de nelerin olması gerektiğiniyse taraflardan hiçbiri bilmemekte ve gündeme getirmemektedir.</p>
<p>Kısa süre önce bir yakınımın işitme cihazı ihtiyacı oldu, bu kaosu birebir tespit etme imkânım oldu.<br />
İnternette araştırdık, bu konuda dünyada, <strong>AB</strong> ülkelerinde neler oluyor diye. Ve gördük ki <strong>AB</strong>’de disiplinler kurulmuş ve tüketici lehine işliyor. Hatta dünyanın en seçkin markalarının başında gelen <strong>Phonak, Almanya’</strong>da rekabeti ve ilgili mevzuatı hiçe saymış, 4.2 milyon Euro ceza bile almıştır.</p>
<p>Tüketici Diyalog Derneği Başkanı olmam, başıma gelenleri ve <strong>AB</strong> uygulamalarını sizinle paylaşma sorumluluğunu bana yüklemektedir. Köşenizden duyurmanızı dilerim.</p>
<p><strong>Öner Y. ILGAZ</strong></p>
<p><strong>TDD Başkanı</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Amaç, Irak’ın bütününde Kürt devleti kurmak</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>YURT</strong> Partisi Genel Başkanı <strong>Sadettin Tantan,</strong> <strong>Türkiye</strong>’de yaşanan <strong>‘provokasyonların</strong>’ perde arkasını anlattığı basın açıklamasında, <strong>Tokat</strong>’ta yaşanan hain pusunun ve <strong>‘demokratik açılımın’</strong> ne anlama geldiğini anlattı. Söyledikleri özetle şöyle:</p>
<p>“<strong>Tokat</strong>’ta eyleme dönüşen operasyon ve tüm <strong>Türkiye</strong>’de yaşanan eylemler, <strong>‘demokratik açılım’</strong> değildir. Amaç, <strong>Irak</strong>’ın bütününde Kürt devleti kurmaktır. Bu kurulmak istenen devletle, Ortadoğu yeniden şekillendirilmek istenmektedir. İşte <strong>Türkiye</strong>’de yaşanan bu eylemler de, <strong>Irak</strong>’ta kurulmak istenen kukla <strong>Kürt</strong> devletine hizmet etmektedir. Yıllardır Batı <strong>‘Saddam’</strong>ı kullandı, şimdi de <strong>Türkiye</strong> kullanılarak yeni bir <strong>Saddam</strong> yaratılmak istenmektedir. Batı’nın istediği de budur.</p>
<p>Demokratik açılım, <strong>‘tutsaklık’ </strong>açılımıdır.<br />
Ülkenin bugününü ve geleceğini sahiplenecek, ayrışmayı ortadan kaldıracak yeni bir kimlikli siyasi yapılanma ihtiyacı vardır. Bunu yapacak olan da halktır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaşananlar ‘suskun’ vekillerin kanına hiç dokunmaz mı</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>YAZIM,</strong> milletvekillerinedir:</p>
<p>Yemin ederken Türk milletinin refahı, çıkarları, Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyup kollayacağınıza, ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyacağınıza dair ant içtiniz.</p>
<p>Ülkemizde son yaşanan olaylar acaba kanınıza dokunmuyor mu? Benim, Türk milletinin bir ferdi olarak, yaşananlar kanıma dokunmaktadır. Bu yaşanan olaylar bir <strong>başkaldırı</strong> değil midir? <strong>Türkiye</strong> Cumhuriyeti’nin birliği, beraberliği ve ulus-devlet kavramını tehlikeye düşürmemekte midir?</p>
<p>Ülkesine, devletine, milletine sahip çıkmayan ve çıkamayan vekiller unutmasınlar ki vekâleten oldukları yerden asıl millet tarafından görevlerinden alınma hakkına sahiptirler.</p>
<p><strong><br />
Tokat’</strong>ta da şehit düşen kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz.</p>
<p><strong>Sercan TÜRKOĞLU </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.makale.biz/emlak-vergisine-250-zam-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
